Full width home advertisement

İlginç Olaylar

Suç ve Suçlular

Adliye Haberleri

Post Page Advertisement [Top]



1910'lu yılların sonlarında New Orleans'ta ilginç bir "caz seven" katil ortaya çıkmıştı. Öyle ki baltayla işlediği cinayetlerle ünlenen katil, tüm şehri evinde caz müzik çalmadığını duymadıklarımı öldürürüm diyebilecek kadar gözünü karartmıştı.


Adli Araştırma - New Orleans ve caz müziğin birlikte anıldığını bilmeyen yoktur. 1910'lu yıllardan itibaren caz müzik New Orleans için önemli bir kimlik haline gelmişti. Yine bu dönemde birbiri ardına çıkan caz müzisyenleri ve caz kulüpleri şehri kasıp kavurmaktaydı. Ancak 1918'in Mayıs ayında ortaya çıkan "baltalı bir katil" bu cazın başkentini ister istemez korkuya itti. Mayıs ayından itibaren 9 ay boyunca 12 kişiyi öldürmeye çalışan New Orleans Baltacısı bu kurbanlardan 6'sını başarıyla öldürdü. Katilin hedefi gece evinde güvenle uyuduğunu düşünen kurbanlarıydı.


New Orleans Baltacısı'nın ilk cinayeti

Öldüreceği insanlar için geceyi bekleyen baltalı katilin imzası balta ya da herhangi bir silah taşımamasıydı. Girdiği evlerde bulduğu eşyaları kullanarak uyuyan kurbanlarını öldürürdü. Baltalı katil olarak anılmasına neden olan cinayeti ilk işlediği cinayetlerdi.


Baltalı katilin ilk kurbanları 23 Mayıs 1918'de Joseph ve Catherine Maggio çifti oldu. Çiftin cesetleri Joseph'in ağabeyi tarafından kısa bir süre sonra bulundu. Cinayetler kuşku götürmeyecek şekilde baltayla işlenmiş gibiydi. Talihsiz çiftin kafaları baltayla koparılmıştı. Evin kapısında da baltayla açıldığı tahmin edilen bir delik vardı. Ancak detaylı incelenince cesetlerde küçük ve derin kesikler de bulundu. Katil gece sessizce girdiği evde bulduğu jiletle çiftin boyunlarını kesmiş ve yine evde bulduğu baltayla kafalarını koparmıştı. Üstelik baltalı katil baltasını olay yerinde bırakarak suç mahalini terk etmişti.


Başarısız bir cinayet girişimi...

İlk işlediği cinayetin üzerinden geçen bir ayın ardından, Temmuz ayında baltalı katil tekrar harekete geçti. Aynı taktikle gözüne kestirdiği başka bir çiftin evine girdi. Evde bulduğu baltayla Louis Besumer ve Anna Lowe'a saldırdı. Ertesi gün çifti bulan kişi her iki ismin de yaşadığını fark etti. Anna Lowe'un bir kulağı tamamen kopmuştu... Çift saldırıya uğradıktan sonra yataktan çıkamadan birilerinin onları kurtarmaya gelmesini beklemişti. Hastaneye kaldırılan çiftin evli olmadığı ve yasak ilişki yaşadıkları ortaya çıktı. 


Gördükleri uzun tedavinin ardından ifade veren çift hiçbir şey anlatamadı. Her ikisi de uyuyordu ve bildikleri tek şey bir anda kafalarına baltayla vurulduğuydu. Polis hırsızlıktan şüphelenmişti ancak evden kaybolan kıymetli herhangi bir şey yoktu.


Gece güvenli olmasını bekledikleri evlerinde saldırıya uğrayabilecekleri ihtimali halkın korkuya kapılmasına haklı olarak yetmişti. Bu durum polis üzerindeki baskıyı da artırmış, polisi bir şeyler yapmaya zorlamıştı. Louis Besumer'in yanında çalışan 41 yaşındaki bir çalışan gözaltına alındı ancak delil olmadığı için serbest bırakıldı. Eli boş kalan polis bu sefer rotasını Besumer'in kendisine çevirdi. Hastanede yatmakta olan adamın evinde çöpe atılı halde Yidiş ve Rusça mektuplar bulundu. Bu mektuplar Besumer'in casus olduğu tezinin temelini oluştursa da yine yeterli delil bulunamadığı için serbest bırakıldı.


Tüm bunların yanında Besumer'in metresi olduğu boy boy gazetelerde boy göstermiş Anna Lowe'un yaptığı açıklamalar olayı iyice bulandırdı. Lowe, Besumer'in baltalı katil olduğunu ve casusluk yaptığını iddia etti. Ancak bu iddiası pek karşılık bulmadı ve vücudunun felçli kalan bölgeleri için girdiği ameliyatta hayatını kaybetti.


Hamile kadına saldırdı

Oldukça yankılı, yasak ilişki içeren son denemesinin ardından 2 ay geçmişti. Baltalı katilin seçtiği yeni hedef 8 aylık hamile Anna Schneider idi. Yine aynı taktikle gece uyurken ancak baltasız olarak Schneider'e saldırdı. Aldığı ağır darbelere karşı hayatını kaybetmeyen Schneider 2 gün sonra bebeğini sağlıklı bir şekilde doğurdu. Yine önceki suç mahallerinde olduğu gibi evden hiçbir şey çalınmamış, suç aleti yine evden seçilmişti.




New Orleans Baltacısı'nı gören tanıklar ortaya çıktı

Schneider'a düzenlediği saldırıdan sadece 5 gün sonra 60 yaşındaki Joseph Romano evinde her tarafı kan içerisinde bulundu. Yaşlı adam katilin son 2 teşebbüsünden kurtulanların aksine yeteri kadar şanslı değildi. Ancak Romano'yu bulan yeğenleri Pauline ve Mary'nin iddialarına göre New Orleans Baltacısını suç mahalini terk etmeden görmüşlerdi. Katil genç kızları görünce alel acele kaçmıştı.


Pauline ve Mary'nin ifadelerine göre New Orleans Baltacısı uzun boyluydu ve koyu tenliydi. 45-50 yaş grubunda olduğunu tahmin ettikleri adamın ayrıca takım elbise ve palto giydiğini ayrıca fötr şapka taktığını da söylemişlerdi. 


Mart ayına kadar harekete geçmedi

Yaşlı adamın öldürülmesi ve yeğenleri tarafından görülmesinin ardından New Orleans'ta seri katil paniği başladı. Paranoyakça davranan insanların yanı sıra polise çok sayıda "katili gördüm" ihbarı yapılmaya başlandı. Gazeteler için bulunmaz nimet olan seri katil haberi her gazete abartılı şekilde kendine yer bulmayı başardı. Polis de tüm bu durum karşısında alarma geçerek neredeyse her köşe başını tutmaya başladı.


Bu kadar çok tedbirle beraber baltalı katil bir süre sessiz kalmayı tercih etti. 1919 yılının Mart ayına gelindiğinde bir anda tekrar belirerek Charles ve Rose Cortimiglia çiftinin evine gece vakti girdi. Rose ile boğuşmaya başlayan katil, çıkan seslerden dolayı uyanan Charles ile karşılaştı çifti baltayla yaralayan katil ailenin bebeğine de saldırdı. Rose ve Charles Cortimiglia çifti yaralarla kurtulurken bebek vahşi bir şekilde cinayete kurban gitti.


New Orleans Baltacısı'ndan caz tehdidi

Küçük bebeği öldürdükten sadece 5 gün sonra baltalı katil New Orleans Polis Teşkilatı'na mektup gönderdi. Gönderdiği mektupta insanlara "ölümlü" olarak hitap ederken, polisleri ise salak olarak nitelendirdi. Katil ayrıca kendisinin insan olmadığını iblis olduğunu da söyledi. 


Katil gönderdiği mektupta gece 12.15'te New Orleans'tan geçeceğini söyledi. Merhametinden dolayı bir teklif sunacağını ifade eden katil "sıkı bir caz hayranı" olduğu için evinde caz müzik çalan hiç kimseyi öldürmeyeceğini söyledi. Katilin bu tehdidi işe yaramış olacak ki hali hazırda caz müzik yükselen şehirden o gece caz müziğin sesi daha yüksek geliyordu. O gece New Orleans'ta öldürülen hiç kimse olmadı.


Katil cinayetlerine devam ediyor

10 Ağustos 1919 gününde katil evine girdiği Steve Boca'ya saldırdı. Saldırıya uğradığı esnada uyumakta olan Boca, katil kaçtıktan sonra sürünerek komşusunun evine sığınabildi. Ancak saldırı nedeniyle hafızasını tamamen kaybeden Boca olaya dair hiçbir şey anlatamadı. Boca'nın ardından katilin bir sonraki kurbanı Sarah Lauman oldu.


New Orleans Baltacısı'nın son durağı ise Esther ve Mike Pepitone çiftiydi. Katil yine aynı taktikle çifte uyurken saldırmıştı. Mike saldırının ardından kısa bir süre sonra hayatını kaybederken Esther hayatta kalmayı başardı. Esther ifadesinde evine 3 kişinin girdiğini, saldırganın tek kişi olmadığını anlattı.


Katil hakkındaki teoriler

İddialardan ilki saldırıların tamamının tek bir kişinin işi olmadığı yönünde. Bu iddiaya göre ilk cinayetin ardından fırsatçılık yapan bazılarının New Orleans Baltacısı'nın ününden yararlanarak cinayete teşebbüs ettiğiydi. Polisin bazı noktalarda bu fikirle hareket ettiği göz önüne alınırsa oldukça mantıklı duruyor. Polise göre Mike Pepitone'u mafya, Anna Lowe'u ise Louis Besumer öldürmüştü. Besumer zaten Anna Lowe'u öldürmekten hapse atıldı.


Bir diğer iddia ise katilin son durağı olan Pepitone çifti üzerine kurulu. Hayatta kalan Esther Pepitone 1 yıl sonra Los Angeles'a yerleşerek Angelo Albono isimli adamla evleniyor. Albano bu evlilikten kısa süre sonra bir anda ortadan kayboluyor. Albano'nun kaybının üzerinden fazla zaman geçmeden Joseph Mumpfrey'in Esther tarafından vurulduğu ortaya çıkıyor. İddiaya göre Mumpfrey evine gittiği Esther'i soymaya kalkmış, istediklerini vermezse kocası gibi öldüreceğini söylemiş. Esther ise isteklerini karşılayacak gibi davranarak silahla Mumpfrey'i öldürüyor.


Bu olayın ardından ifade veren Esther, New Orleans Baltacısı'nın Joseph Mumpfrey olduğunu ve Mike Pepitone'i öldürenin Mumpfrey olduğunu söylüyor. Bu ifade üzerine Mumpfrey'e yönelik inceleme başlatılıyor. Son 10 yılda sürekli hapse girip çıkan Mumpfrey'in cinayetlerin işlendiği zamanlarda hapiste olmadığı belirleniyor. Tüm bununla beraber Mumpfrey'in bir ırkçı olarak İtalyanları sevmediği belirleniyor. Saldırıya uğrayan kurbanların ya İtalyan ya da bir şekilde İtalyanlarla bağlantılı olması da bu tezi destekler nitelikte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]