Full width home advertisement

İlginç Olaylar

Suç ve Suçlular

Adliye Haberleri

Post Page Advertisement [Top]


Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda yenilmesinin ardından işgal altındaki İstanbul'da Hristo 13'ü polis olmak üzere 21 kişiyi öldürmüştü.


Adli Araştırma - I. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Anlaşması'nı imzalamış, işgal kuvvetleri fiili olarak İstanbul'a yerleşmişti. Bu dönemde İstanbul'da asayişi sağlamak da oldukça büyük bir probleme dönüşmüştü. Bu düzensizlik ortamında ortaya çıkan Hrisantos (Hristo) isimli Osmanlı vatandaşı 13'ü polis olmak üzere 21 kişiyi öldürerek adını seri katiller arasına yazdırdı. Osmanlı kayıtlarına göre 1898'de Beyoğu'nda doğmuştur. Adı Hristanos Anastidiyadis, babasının adı Ahilya, annesinin adı Andernohin'dir.


Hristo Beyoğlu doğumludur. Babası Ahilya'dan 1910'da Atina'ya gittikten sonra bir daha haber alınamamıştır. Annesi Andernohin İstanbul'da çalışan bir genelevi işletmektedir. Hristo da parçalanmış bir ailenin çocuğu olarak küçük yaşlardan itibaren çeşitli suçlara karışmıştır. Bazen tramvayda yolcuların eşyalarını kapkaç yapar bazen de annesinin iş yerine gelen adamlardan çalardı.


Boğazkesen cinayeti ile ünlendi

Hristo Anadolu topraklarında olan çoğu mafyatik isim gibi ünlendikçe güçlendi. Bu bağlamda Hristo'yu seri katil olarak ele alındığı gibi mafya olarak da ele alınabilir. Hristo'nun adının duyulmasında Boğazkesen cinayeti büyük rol aldı. Aynı zamanda adi suçlardan ağır suçlara geçişini de bu cinayetle sağladı. 


Hristo ilk cinayeti için Boğazkesen'de yer alan bir muhallebici dükkanına gitti. 2 arkadaşıyla beraber girdiği dükkanda 65 yaşındaki Recep ustayı kamalarla defalarca bıçaklayarak öldürdüler. Dükkandaki paraları alarak kayıplara karışan üçlü kısa süre sonra yakalanıp yargılanır. 15 yıl kürek cezasına çarptırılsalar da kısa süre sonra kaçmayı başarırlar.

Polisler de Hristo'nun hedefindedir

Kürek cezasından kaçmasının ardından Hrisantos seri cinayetlerine başlar. Bunlar arasında Taksim'de bulunan karakolda görev yapan polis Mehmet efendi de vardır. Mehmet efendi bir gece görev yerine giderken duyduğu çığlıkların ardından yardım etmek için harekete geçer. Çığlık atan kadının cinsel saldırıya uğramakta olduğunu görür ancak yardım edemeden Hristo tarafından vurularak öldürülür. 


Hristo'nun bir polisi vurmasının ardından polisler Hristo'yu daha sağlam takibe alırlar. Ancak Hristo uzunca bir süre bu takibi atlatmayı başardığı gibi Komiser Fahri Efendi, Komiser Muavini Hüsnü Bey, polis memurları Ali, Hüseyin, İbrahim, Osman, Cemal ve Abdurrahman beyleri de tek tek öldürür. Hristo'nun öldürdüğü polisler nedeniyle İstanbul polisi meseleyi oldukça kişisel bir noktada görmeye başlamıştır.


Düzenlenen operasyonlarla Hristo'nun yakın adamları Zafiri ve Harito'nun öldürülmesi seri katile vurulan büyük bir darbedir. Bu ölümlerden sonra 1920 yılında Hristo kılık değiştirerek Yunanistan'a kaçar.

Yunanistan'da aşk cinayeti

Yunanistan'a giderken sevgilisi Eftimya'yı da beraberinde götürmüştür. Bir süre Pire'de sakince bir yaşam sürdüren Hristo, Yunan bir jandarmanın Eftimya'ya aşık olduğunu duyunca yine cinayet işler. Eftimya'yı Pire'de bırakan Hristo Selanik'e kaçar. Eftimya ise tek başına Pire'de yaşamak istemez ve İstanbul'a döner. Bu Hristo için sonun başlangıcı olur. Eftimya'yı öldürmek üzere sahte bir pasaportla aynı yıl yeniden İstanbul'a döner.


Eftimya'yı öldürmeye gelir, öldürülür

İstanbul'a geldiğinde Nobar isimli haydutla beraber iş tutmaya başlarlar. Bu birliktelik polisin Nobar'ın evini basmasıyla sona erer. Çıkan çatışmada polisler Hristo'yu ayağından vurur, Hristo ise polis Muharrem Alkor'u karnından vurur. Alkor karnından vurulmuş olmasına rağmen Hristo'yu alt ederek öldürmeyi başarır. 


Muharrem Alkor aynı zamanda oyuncu Selda Alkor'un babasıdır. Polis Alkor'un "Hristo'yu Ben Öldürdüm" isimli bir kitabı da vardır ve tüm yaşananlar detaylı şekilde anlatılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]