Full width home advertisement

İlginç Olaylar

Suç ve Suçlular

Adliye Haberleri

Post Page Advertisement [Top]





Ural Teknik Üniversitesi öğrencisi 9 dağcı Dyatlov Geçidi'nde kaybolmuş, başlatılan arama kurtarma çalışmalarında tamamı ölü olarak bulunmuştu. Olay yerinde yapılan incelemeler dağcı ekibin sıradan bir kaza sonucu ölmediğini ortaya koyar nitelikteydi.


Adli Araştırma - Ural Teknik Üniversitesi mezunu ve öğrencisi olan 10 arkadaş 23 Ocak 1959'da Ural Dağları'na doğru yolculuklarına çıktı. Tamamı donanımlı ve eğitimli, profesyonel ekipmanlara sahip olan dağcılar Ural Dağları'nda yer alan Ortorten zirvesine tırmanacaklardı. Ancak işler hiç planladıkları gibi gitmedi ve bir süre sonra kayboldukları ortaya çıktı. Ekibin kaybolduğu ilk olarak siyatiği nedeniyle geri dönmek zorunda kalan 10. dağcı olan Yura Yudin tarafından fark edildi.




Başlatılan arama kurtarma çalışmalarında ilk olarak dağcıların çadırı, ardından cesetleri bulundu. İçlerinden birinin ayağını burkmasının ardından dönmeye karar vermesiyle beraber 9 kişi kalan dağcı grubunun tamamı ölü olarak bulundu. Cesetlerden ikisinin gözleri çıkarılmıştı, bazılarının uzuvları eksik veya kopuktu, bazıları yarı çıplak, bir dağcının ise dili koparılmış haldeydi. 


Dyatlov Geçidi'ne yolculuk

Ural Teknik Üniversitesi'nde okuyan ve burada tanışan 10 dağcı Ural Dağları'nda yer alan Ortorten zirvesine gezi düzenlemek amacıyla anlaştı. Tamamı 20 ila 24 yaşlarında olan 8 erkek 2 kadın dağcıdan sadece biri 38 yaşındaydı. 38 yaşındaki Semyon Zolotaryov spor eğitmeni olmasının yanı sıra II. Dünya Savaşı gazisiydi. En geç dağcı ise Lyudmila Dubinina'ydı. Dubinina Komünist Parti üyesi, oldukça sert mizaca sahip bir kadındı.


23 Ocak'ta başlayan yolculuğun ilk ayağı 25 Ocak'ta vardıkları Ivdel'di. Ivdel'den Vizhay'a otobüsle geçen dağcılar ailelerine son mektuplarını burada bulunan postaneden yolladı. Bir sonraki durakları olan ormancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü 41. yerleşim isimli kamp alanına vardılar. Geceyi burada geçirdiler ve çok sonra kampta bulunacak günlüklerde burada ateş başında yaptıkları sohbetten keyif aldıklarından bahsedeceklerdi. Yatağı kullandıkları son yer olan 41. yerleşimden ayrılan ekip yerel Mansi halkının kullandığı patikaları takip ederek Dyatlov geçidine yürümeye başladı.


Yura Yudin'in gruptan ayrılması

Grup eşyalarını taşımak için bir at arabası kiralamış ve daha kolay hareket etmeyi planlamıştı. 41. yerleşimden 25 kilometre uzaklıkta bulunan terk edilmiş madenci yerleşimine vardılar. Bu noktada Yura Yudin siyatiği nedeniyle yola daha fazla devam edemeyeceğine karar verdi. Eşyalarının bir kısmını arkadaşlarına bırakarak geri döndü. Yudin, gruptan ayrılmasının hayatta kalması anlamına geldiğini çok sonra öğrenecekti. 9 dağcı, Yudin'in ayrılışı sonrasında rotalarına devam etti. 


 (Dağcılar ve tuttukları at arabası)


9 dağcının çıktığı yolculukta çeşitli karışık duygular da günlüklerde yer alıyor. Grup üyesi olan Yura Doroşenko ile eskiden sevgili olan bir diğer grup üyesi Zinayda Kolmogorova günlüğünde yaşadığı ikilemden bahsediyor.


Grubun varış noktası olan Ortorten'in Mansi dilinde "oraya gitme" anlamına gelidiği iddia edilse de gerçekte karşılığı "Türbülanslı Rüzgarlara Sahip Dağ". Bölgede Mansi halkı yüzyıllardır ren geyiği çobanlığı yapıyor. Öte yandan o dönem bölgede sadece Mansi halkı yok. Gulag ismi verilen çalışma kamplarında çalışan 30 bin mahkum da bölgede yer alıyor.


Dyatlov geçidinde kamp

Grup Holat Syahl'a vardığında kamp kurmaya karar veriyor. Normal şartlar altında kamp kurmaya uygun olmayan bir alanı seçip kamp kuruyorlar. Yerel rehberler de kamp kurulan alanın pek uygun bir konum olmadığını vurguluyor. Ancak grubun çıktıkları yükseklikten inip tekrar çıkmamak için böyle bir konum seçtikleri düşünülüyor. Yine de deneyimli olan grup üyeleri rüzgalardan korunmak için bir çukur kazarak çadırı bu çukurun içine kuruyor. Grubun günlüklerinde son girdiler bu noktada sona eriyor.


Arama kurtarma çalışmaları

Dağcılar ilk yola çıktıklarında tahmini olarak 3 haftalık bir süreç öngörmüştü. Grubun lideri olan Igor Dyatlov, 12 Şubat'ta geziyi tamamlar tamamlamaz bağlı bulunduğu spor kulübüne mesaj gönderecekti. 12 Şubat olduğunda mesaj gelmedi. Aradan biraz daha süreç geçse de dağcılık faaliyetlerinde bu tarz gecikmeler çeşitli nedenlerle gecikebileceği gerekçesiyle pek önemsenmezdi. Dyatlov'un ekibinin kayboluşu da bu nedenle hemen dikkate alınmadı. Tarih 20 Şubat 1959'u gösterdiğinde aileler endişelerine yenik düşerek yetkililere haber verdi. 


(Kampçıların bulunan çadırı)



Ural Teknik Üniversitesi de deneyimli dağcılardan oluşan gönüllü bir ekibi bölgeye gönderdi. 26 Şubat'ta olay yerine varan bu ekip içerisinde yer alan Mikail Şaravin kaybolan ekibe dair ilk izleri bulan isim oldu. Şaravin ilk olarak ekibin kara gömülmüş çadırını direklerini görerek bulmayı başardı. Çadır, kaybolan dağcıların varmayı hedefledikleri Ortorten zirvesine sadece 300 metre mesafede bulunmuştu. Çadırın içinde ekibin çantaları bulunuyordu ve düzenli olarak yerleştirilmişti. Ayrıca bir miktar para, güzergahı çizdikleri haritalar ve günlükler de buradaydı. Şaravin ayrıca çadırın üstünde bir el feneri bulmuştu. El feneri hala çalışır durumdaydı ve açıktı.


Çadırda açılmış, yenmeye hazır bırakılmış ancak bir nedenle tüketilememiş gibi görünen bir miktar et de bulunuyordu. İşin garip tarafı botlar da çadırdaydı. Böyle soğuk bir iklimde botsuz gezinmek mümkün değildi. Dikkatli incelendiğinde çadır bezinin içeriden bıçakla kesilerek açıldığı fark edildi. Çadırın dışında grubun ayak izleri vardı. Bu izlerin sadece çok küçük bir kısmı botluydu, geri kalanlar ya çıplak ayak ya da çoraplı olarak basılmış gibi duruyordu. Kısa bir mesafenin ardından bu ayak izleri de kaybolup gidiyordu. -20 derecede deneyimli dağcıları çadırdan kaçıran şeyin ne olduğu arama kurtarma ekibi için de oldukça merak uyandırıcıydı.


Cesetlerin bulunuşu

27 Şubat'ta Şaravin'in ekibi ilk cesetleri bulmayı başardı. Bir sedir ağacının dibinde yatan iki kişinin sadece iç çamaşırlı cesetlerine ulaşıldı. Cesetlerin elleri kahverengi, kırmızı renk aralığındaydı. Cesetlerden biri Yura Doroşenko diğeri ise Yuri Krivnişenko'ydu. Krivnişenko parmak eklemlerini kendi ağzıyla parçalamış gibi görünüyordu.


(Hayatını kaybeden dağcılar)


Kısa bir mesafede Igor Dyatlov'un cesedi bulundu. Tamamen giyinik haldeydi ancak ayakları çıplaktı. Bir ağaç dalına sarılı halde yatıyordu. Hemen yakınlarında Zinayda Kolmogorova'nın cesedi bulundu. Ceset çadırın olduğu tepeye doğru bakıyordu ve sanki oraya varmak için mücadele verirken ölmüştü. Kolmogorova'nın bedeninde sanki sert bir nesneyle vurulmuş gibi kırmızı izler vardı. Bulunan cesetlerin ölüm nedeni soğuğa bağlı ölümle açıklanamayacak şekillerde bulunmuştu. 


Kar nedeniyle zorluklu devam eden arama kurtarma çalışmaları artık kesin bir şekilde sadece arama çalışmasına dönmüştü. 27 Şubat'ta bulunan 4 cesedin ardından koşucu olan sporcu Rüstem Slobodin'in cesedi 5 Mart'ta bulundu. Kafatasında kırık olduğu belirlenen Slobodin'in saati sabah 08.45'i gösterir şekilde durmuştu. Sol ayağında bot kayıp olan ceset diğer bulunan cesetlere göre oldukça iyi giyinmişti.


Bulunan 5 cesedin ardından ekibin kalan 4 üyesine ulaşmak kolay olmadı. Mayıs ayında karlar erimeye başladıktan sonra dağ yarığında bulunabilen cesetler hepten kafa karıştırıcı haldeydi. Nikolai Thibeaux-Brignolle'un aynı Slobodin'de olduğu gibi kafatasında kırık vardı. 


Nükleer fizik öğrencisi olan Aleksandr Kolevatov'un boynu tamamen ters dönmüştü. Kulağının arkasında ise nasıl açıldığı belli olmayan bir yara mevcuttu.


II. Dünya Savaşı Gazisi Semyon Zolotaryov ve Lyudmila Dubinina'nın kaburgalarının büyük kısmı kırılmıştı. Zolotaryov'un kafasının sağ tarafından büyük bir yara vardı ve kafatası görünüyordu. Her ikisinin de gözleri çıkarılmıştı ancak Dubinina'nın dili de koparılmıştı.


Genç dağcıların ölümünün ardından geçide grubun anısına liderleri Igor Dyatlov'un soyadı verildi. 


Igor Dyatlov'un kardeşi Tatyana Dyatlov abisinin cenazesine katılamadığını, ailesinin büyük bir travma yaşayabileceği için bunun olmasını istemediğini söyledi. Tatyana yıllar sonra abisinin cesedinin fotoğrafını gördüğünde cesedin abisine hiç benzemediğini düşünmüş. Ailesi de Igor'u ilk başta tanıyamamış ancak anne Dyatlov Igor'un dişleri arasındaki boşluktan oğlunu tanıyabilmiş. Ayrıca Igor'un saçları grileşmiş. Tatyana Dyatlov grubun ölümünde ordunun parmağı olabileceğine inandığını açıkladı. Yetkililerin ailelere baskı yaptığını ve gerçeği asla öğrenemeyeceklerini söylediğini iddia eden Tatyana, ellerinden gelen başka bir şey olmadığını söyledi.


Dyatlov geçidi teorileri

Olayla ilgili toplamda 72 adet farklı komplo teorisi bulunuyor. Devlet Dyatlov Geçidi olayının bir doğal afet sonucu gerçekleştiğini söylese de teori sayısı insanların buna pek inanmadığını ortaya koyuyor. 


Bu teorilerden biri bölgede nükleer test yapıldığı yönünde. Bölgede yaşayan Mansilerin de olay günü gökyüzünde büyük bir parlama gördüğü raporlarda yer almış. Dağcıların çadırı keserek kaçması da nefes alamamalarına bağlı olabilir iddiası bu teoriyi destekliyor. Oleg Arkipov isimli bir yazar Dyatlov Geçidi Olayı üzerine 3 kitap yazmış bir yazar. Arkipov da ölümlerin buna bağlı olduğunu düşünüyor. Üstelik olayın ilk savcısı ile arkadaşlık kurarak yıllar sonra olaya dair dosyalara da erişim sağlamış. Olayın eski savcısı Lev Ivanov'un olay üzerine çok gittiği ancak üst makamlardan olaydan el çekmesi talimatı geldiğini söylediğini dahi iddia ediyor. Arkipov ayrıca savcının o dönemde adli tıp uzmanlarına da danıştığını ve cesetlerdeki yaralanmaların bir patlama dalgası sonucunda oluşmuş olabileceği bilgisini aldığını da savunuyor.


Bir diğer iddia Mansi şamanlarının halüsinatif mantar kullanarak ritüele hazırlandığı sırada dağcıların, Mansiler tarafından kutsal olarak atfettiği bir bölgeye girdiklerini ve Mansiler tarafından saldırıya uğradığına dayanıyor. Cesetlerin bulunmasının ardından Mansi halkından sorguya çekilen çok sayıda insan olmuş. Mansiler bölgede kutsal veya yasaklı bir bölge olduğuna inanmadıklarını, bunun medyanın ortaya attığı bir iddia olduğunu vurguluyor.


Rus gazeteci Natalya Varsegova ise olayın bir test neticesinde gerçekleşmiş olamayacağını savunuyor. Varsegova'ya göre nükleer test ya da herhangi bir testten dolayı dağcılar ölmüş olamaz, eğer olsaydı yetkililer öğrencilerin arkadaşlarının arama çalışmasına katılmasına asla izin vermezdi.


 (Yeti iddiasına destek çıkanların sunduğu, dağcıların fotoğraf makinesinden çıkan bulanık insan figürlü fotoğraf)


Ölümlere dair "yeti" iddiası gibi uçarı iddialar da bulunuyor. Bu iddia çerçevesinde popüler kültürde de kendisine yer edinebilmiş olan "yeti" olarak isimlendirilen dev boyutlu insansı bir goril dağcılara saldırarak öldürdüğü öne sürülüyor.


Bu yıl içerisinde bilimsel olarak yapılan bir açıklamaya göre dağcıların çığ altında kaldığı yönünde. Birçok küçük ihtimalin zincirleme etkisiyle normalde çığ olamayacak olan bölgede çığı tetiklediği senaryosu Dyatlov Geçidi olayının nedeni olarak sunuldu. Ancak bu açıklama birçokları tarafından pek inandırıcı olarak bulunmadı.


Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]