Full width home advertisement

İlginç Olaylar

Suç ve Suçlular

Adliye Haberleri

Post Page Advertisement [Top]




Amerika Birleşik Devletleri'nde seri katil denince akla gelen en meşhur isim olan Ted Bundy, akıllardaki vahşi görünümlü seri katil imajını yıkmıştı.


Adli Araştırma - Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) ister popüler kültür olsun, ister medyanın abartıları olsun seri katil imajı vahşi, çirkin ve eğitimsiz insanlardan ibaretti. Bu durum Ted Bundy'e kadar bu şekilde gitti. Hukuk eğitimi almış, yakışıklı bir görünüme sahip hatta politikacı olan Bundy'nin 30 cinayetten suçlu bulunacağı kimsenin aklına gelmezdi. Bundy'nin geçmişi ve kendisini tanıyanların "etkileyici" olarak tanımlaması gerçeği, işlediği cinayetlerle örtüşünce ABD gündeminde infial etkisi yaratmıştı. 


Amerikan halkının popüler kültürde de sıkça işlenen vahşi ve neredeyse zombi benzeri seri katil imajı yerine karşılarına çıkan Ted Bundy ister istemez insanları şüpheye itmişti. Her hafta kilisede gördükleri oldukça yardımsever adam da seri katil çıkabilir miydi? Ya da güleryüzüyle tanınan, oldukça donanımlı olan diş doktorları bir seri tecavüzcü olabilir miydi? Normal şartlar altında çirkin güneyli figürüyle sinemada işlenen seri katiller yerine düzgün bir Amerikan vatandaşı seri katil olarak karşılarındaydı.


Tüm Amerika'yı şok etkisi altında bırakmıştı

Washington, Idaho, Oregon, Colorado ve Utah'ta 30'dan fazla kişiyi öldürdüğü düşünülen Ted Bundy, yakalandıktan sonra oldukça büyük bir "kadın" hayran kitlesi edinmişti. 2 defa hapisten kaçmaya çalışan ve ikisinde de yakalanarak geri getirilen Bundy, çıktığı duruşmalarında sinema yıldızı gibi herkese gülümsüyor, hayranlarıyla adeta hasret gideriyordu. Bunun yanı sıra duruşma salonunun dışında toplanan kalabalık da seri katili protesto ediyordu.


Cumhuriyetçi Parti üyesi olan Bundy, hukuk fakültesini bitirmişti. Washington'da oldukça başarılı bir siyasi kariyeri vardı. Daha sonra Washington Eyalet Sekreterliği görevini yapacak olan arkadaşı Ralph Munro, Bundy'nin oldukça hoş bir adam olduğunu ve arkadaşlıkları boyunca hiçbir garipliklerini görmediğini açıklayacaktı. Çevresi ve arkadaşları da Munro'dan farklı düşüncelere sahip değildi. 


Ted Bundy'nin ilk cinayetleri

Tarih 4 Ocak 1974'ü gösterdiğinde Ted Bundy 28 yaşındaydı ve ilk cinayetini işlemişti. İlk olarak 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Joni Lenz'i gözüne kestirmişti. Gece saatlerinde evinin bodrum penceresinden içeri girerek üst kattaki yatak odasına çıkıp öldürdü. Lenz bulunduğunda yapılan tetkiklerde cinsel saldırıya uğradığı ortaya çıktı. Linda Ann Haley yine aynı okulda psikoloji eğitimi görüyordu. Yine bir gece vakti Bundy Haley'i öldürüp cinsel saldırıda bulundu. Haley vücut parçaları cinayetten 1 yıl sonra bulunabildi.


Bundy'i inceleyen bazı dedektifler ilk cinayetini 15 yaşında işlediği yönünde kanaat geliştirdi. Henüz 15 yaşında gazete dağıtımı yapan Bundy'nin günlük rotasında yer alan bir evde 8 yaşındaki bir kız çocuğu yaşıyordu. Bundy'nin yakından bildiği bu çocuk 1961 yılında birden bire ortadan kayboldu. Bundy'nin seri katil olduğu ortaya çıkınca 15 yaşında olduğu o dönem bu cinayeti işlemiş olabileceği de düşünüldü.




Ted Bundy'nin karışık aile ilişkileri

Resmi kayıtlara göre ilk olarak Washington'da başlayan cinayetler 5 yıl boyunca Florida, Colorado, Idaho, Utah ve Oregon tarafında devam etti. Tutuklanmasına rağmen Bundy'nin suçsuz olduğunu savunan azımsanamayacak sayıda insan da mevcuttu. Bunlardan biri de annesi olan Louis Bundy'di. Oğlunun seri katil olduğuna can hıraş karşı çıkan kadın, oğlu ölene kadar masumiyetini savundu.


Tezgahtarlık yapan bir genç kadınken hamile kalan Louis, gayrımeşru olan Ted'i doğurmak için Vermont'a gitti. Doğuktan sonra Philadelphia'ya geri döndü. Bir çocukluk travmasına yol açacak şekilde anneannesini annesi, dedesini ise babası zannediyordu. Gerçek annesi ise aslında ablası sandığı kişiydi. Anneannesinin psikolojik sorunları, dedesinin ise şiddet eğilimi vardı. Evin içerisinde cinsellik içeren yayınları inceler, kızını sıkça döverdi.


Tüm bu yalanlardan habersiz şekilde büyüyen Ted ergenliğe girdiğinde ablası sandığı Louis ile birlikte Washington'a taşındı. Ablası olarak bildiği annesi burada sekreterlikle geçimini sağlamaya başladı. John Bundy isimli bir aşçıyla evlendikten sonra Ted de yıllar sonra seri katil olarak tanınacağı adını almış oldu; Theodor Robert Bundy. Annesi ve üvey babasının 3'ü erkek 3'ü kız olmak üzere 6 çocukları daha oldu. Üvey babasıyla sürekli mesafeli yaşayan Ted, onu küçümsenecek biri olarak görüyordu.

 

Utangaç ve yalnız geçen lise yılları

Ted Bundy seri cinayetleriyle ünlü olmasının ardından gençliği ve çocukluğunda kendisini tanıyan isimlerle yapılan röportajlar sürekli gazeteleri süslüyordu. Toplumu derinden yaralayan böyle bir imaja sahip seri katil hakkında ilgi çeken her şeyi medya sonuna kadar kullanacaktı. Bunlardan bir kısmı da Ted'in lise arkadaşlarıydı. Utangaç olarak tanımladıkları Ted'i, kimseyle flört etmediklerini, iyi görünümlü olması, kızların kendisine çıkma teklif etmesine rağmen mesafeli durmasıyla anlattı. Aynı dönemlerde daha sonra tanısı da konulacak olan grandiyöz narsizm de kendisini göstermeye başladı. 


Zeki, yakışıklı ve arkadaş canlısı olarak tanımlanan Bundy, insanlara mesafeli davranıyordu. Üniversite bünyesinde düzenlenen program neticesinde Çin'e gitmesinin ardından bu davranışları tarihe karıştı. Çin'den dönen Ted, özgüvenli, esprili ve çok daha fazla arkadaş canlısıydı. ABD'ye dönüşünün ardından Stephanie Brooks ile tanışıp aşık oldu. Zengin bir aileden gelen Stephanie, bilgiliydi ve zevke de düşkündü. İlk defa cinsel ilişkiye de Stephanie ile girdi. 1 yıl süren ilişkinin ardından kız, Ted'i yeteri kadar hırslı olmamasını gerekçe göstererek terk etti. Bundy için bu oldukça yıkıcı bir etkiye yol açtı. Okulu bırakıp Phildephia'ya geri döndü. Daha sonra işleyeceği cinayetlerinde seçeceği kurbanlarının tamamı Stephanie Brooks'un saçlarına benzeyen saçlara sahip kadınlardı; ortadan ayrılmış ve uzun.


Phildephia'da şüphelendiği soruya cevap aradı. Gerçek ailesinin kim olduğunu öğrenmeye çalışıyordu. Ancak çıkan sonuç ablası olarak bildiği Louis'in aslında annesi olduğuydu. Terk edilmenin üzerine öğrendiği bu gerçek hepten dünyasını yıkıma sürüklemişti.


Seri katillikten önce defalarca hayat kurtardı

Hırssız olduğu gerekçesiyle terk edilen Ted'in karşısına çıkan gerçekler hırsını kırbaçlamıştı. Üniversiteye geri dönüp psikoloji okumaya karar verdi. Yerel siyasete atıldı ve aktif olarak çalışmalarda yer aldı. 1969 yılında Elizabeth Kloepfer isimli genç bir dul ile sevgili oldu. Genç kadın Ted'e aşık olsa da Ted bir yandan Stephanie ile görüşüyor ve canını acıtarak intikam almanın yollarını arıyordu. 25 yaşındayken yarı zamanlı olarak intihar yardım hattında çalışmaya başladı. Seri katil olmadan önce bu hatta defalarca intihar etmeyi düşünen insanları bu kararından vazgeçirdi.


Seri cinayetlerine başladı

Yaşadığı her şeye rağmen Stephanie'den intikam almayı aklından çıkaramıyordu. Bu fırsatı San Francisco'ya gittiği bir iş gezisinde yakaladı. Hırssız olarak gördüğü Ted'i karşısında oldukça başarılı  bir karakter bulan Stephanie tekrar aşık oldu. Ted'in evlenme teklifini kabul etmesinin ardından terk edildi ve 2 gün sonra Ted ünlendiği cinayetlerini işlemeye başladı. Kendisine kurban olarak seçtiği tüm kadınların ortak noktası Stephanie'nin tipi ile benzerlikleriydi. Minyon, ayrık ve uzun saçlı. Sadece 6 aylık bir süreç içerisinde üniversite kampüslerinden 6 kadın kayboldu. Sevgililiğe devam ettiği dul Elizabeth gerçek Ted'den habersizdi. 

 

Ted Bundy yakalandıktan sonra kurbanlarını nasıl yakaladığını da anlattı. Sakat veya yaralı numarası yaparak yardım istediği kadınları başlarına ani bir darbeyle bayıltıyor, ellerini bağladıktan sonra arabada üstlerini örterek ıssız bir yere götürüyordu. Bundy için bu ıssız yer genellikle Seattle çevresindeki ormanlık araziydi. Genellikle başlarına vurduğu kurbanları ölüyor olsa da cinsel saldırı gerçekleştiriyordu. Çok daha sonraları yapacağı açıklamada bir cinsel ilişkiyi iyi olarak nitelendirebilmesi için çekici bir kadını kelepçelemesi, korkutması ve ölene kadar kan kaybı yaşatması gerekiyordu.


Kurbanlarının cesetleriyle işini bitirdikten sonra bıraktığı yere çok defa geri dönüyordu. Bu kanıtları yok etmek için yapılan bir hareket değildi. Cinselliğini sadistlikle tatmin edebilen Ted aynı zamanda nekrofiliydi. Cesetlere makyaj yapıyor ve hatta giydiriyordu. Bundy bu özelliğiyle psikiyatri uzmanlarının da ilgi alanına girmişti. Hem sadist hem de nekrofili olması ilginç bir özellikti. 


Kısa sürede işlediği 8 kadın cinayetinin ardından hiç vicdan azabı çekmeden öldürmeye alışmıştı. Bu bir günde 2 kadını öldürmeye gidecek bir sürecin de önünü açmıştı. Seattle'da öğle saatlerinde kumsalda yatan Janice Ott isimli kadına yaklaştı. Sargılı elini göstererek arabasında olan botlarını bağlayıp bağlayamacağını sordu. Yardım teklifini kabul eden Janice'i bir daha gören olmadı. Janice'i kaçırdıktan yalnız 1 saat sonra parkta gözüne kestirdiği kadınları 4-5 saat uğraşarak aynı taktikle kaçırmayı denedi. Denise isimli bir kadın dışında kabul eden olmadı. Denise'in de son görülüşü o gündü. Denise'in arkadaşları polise başvurdu. Aralarında Ted Bundy'nin olduğu potansiyel suçlular listesi çıkarıldı. Ancak henüz tutuklanmasına zaman vardı.

 

Sürekli kılık değiştirdi ama kurtulamadı

Ted işlediği cinayetlere karşın üniversitede hukuk okumaya da devam ediyordu. İki ayrı yaşamı vardı ve bunlardan öğrenim gören, politikayla ilgilenen Ted saygı görmeye devam ediyordu. 1974 yılına kadar 2 eyalette 11 kadını öldürdü. Bu cinayetlerin ardından taşındığı Utah'ta iki kadını daha öldürdü. Sürekli cinayet işleme dürtüsüyle yaşıyordu ve mümkün olduğunda bunu gerçekleştiriyordu.


7 Kasım 1974'te Carol isimli 19 yaşındaki bir kadına yanaştı. Kendini polis olarak tanıttıktan sonra yardımını istedi. Carol'u arabasına doğru götürdü ve kelepçelemeye çalışırken genç kadın kaçmayı başardı. Ellerine takılı kelepçesiyle polise sığınan Carol, suçluyu hatırladığı tüm detaylarıyla anlattı. Arabasını dahi tamı tamına tarif etti. Bunlara karşın her kurban yakalama çıkışında kılık değiştiren Ted yakalanamadı. Buna rağmen polis çalışmalarını yoğunlaştırmış ve şüpheli sayısını 200'e düşürmüştü. Ancak yine de başarılı kariyeri ve politikacı oluşuyla Ted hala olası şüpheliler arasında değildi.


15 Ağustos'ta yolda düzensiz olarak seyrettiği için polis Ted'i durdurdu. Arabada yapılan aramalarda levye ve kar maskesi bulununca hırsız olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Bu durum cinayetleri işlediğine kanıt değildi. Arabada kadınların kaçırıldığı bölgelerdeki benzinliklerden alınan faturalar ve çeşitli haritalar bulununca işin rengi değişti. Üstelik kaçmayı başaran Carol da kendisine saldıran kişinin Ted Bundy olabileceğini söylemişti.




Tutuklandı, 2 defa kaçtı

Bundy'nin tutuklanmasının ardından tanıyanlar masum olduğuna inanmayı sürdürdü. Hatta yardım fonu bile kuruldu, insanlar bu fona bağışta bulundu. 23 Şubat 1976'da ilk defa hakim karşısına çıkarıldı. Mahkemede Carol kendisine saldıran kişinin Ted Bundy olduğunu kesin bir şekilde dile getirdi. Bu sayede 15 yıl hapis cezası aldı. Cezaevine gönderildi ve bu sırada Colorado'da işlenen Karen Campbell cinayetiyle ilgisi olduğu ortaya çıktı.


Hapiste kaldığı sürece özgüveni en ufak bir zarar görmedi. Aksine mahkemeyi yenerek adını temize çıkarabileceği kanısındaydı. Hapiste kendisini ziyarete gelen avukatlarını kovarak kendi savunmasını kendisinin yapacağını söyledi. Hukuk eğitimi olduğundan sistemi biliyordu. Savunmasını yapacağı için hukuk kitaplarına erişmesi gerekiyordu ve kütüphaneye giriş hakkı kazandı. Haziran 1997'de henüz hapiste 2. ayını doldurmadan kütüphanenin 2. katından kaçmayı başardı. Sadece 6 gün sonra tekrar yakalandı. 


Bir gecede 5 kadına saldırdı

1977 yılının yılbaşında da havalandırma boşluğundan kaçarak kayıplara karıştı. Florida'ya kaçmayı başarmış olsa da FBI'ın en çok arananlar listesinde de zirveyi almayı başarmıştı. Adını ve görüşünü değiştirerek Florida Devlet Üniversitesi kampüsünde yeni kurbanlar aramaya başladı. Kaçışından itibaren 2 hafta geçmişti ki üniversite kampüsüne girerek Kyle Mega'nın evine girdi. 


Kyle, Lisa ve Margaret isimli 3 üniversiteli kadını öldürüp cinsel saldırıda bulundu. Evde bulunan Grant ve Cathy'i de ağır yaraladı. Hemen yan eve geçerek Sharol isimli bir diğer öğrenciyi ölümüne dövdü. Öldüğünü zannederek bırakmıştı ki Sharol kurtulmayı başardı. Ted Bundy'nin o geceki 5. kurbanıydı.


Her psikopatta olduğu gibi Ted Bundy'de de empati ve pişmanlık duygularının eseri yoktu. Yaptıklarını kendi mantığı çerçevesinde "hak ettikleri" için yaptığına kendisini inandırmıştı. 5 kadına saldırmasının üzerinden 3 hafta geçmeden 12 yaşındaki Kimberley isimli çocuğu öldürdü.


2 Şubat'ta kaçmasının üzerinden henüz 2 ay geçmişken çaldığı araç tespit edildi. Kaçmaya çalışan Ted Bundy polis tarafından yakalandı. Kaçtıktan sonra üniversitede yaptıklarının üstüne 12 yaşındaki bir çocuğu daha öldürdüğü tespit edildi. Tekrar tutuklandı ve cezaevine konuldu.





Ted Bundy'nin idamı

Mahkemeye çıkarılırken savunmayı kendisinin yapıp yapmayacağı sorulduğunda oldukça soğukkanlı şekilde "en iyi avukatın kendisi olduğunu" söyledi. Savunmasını yaptıktan 2 hafta sonra suçlu bulunarak elektrikli sandalyede idama mahkum edildi.


1980 yılının Ocak ayında tekrar çıkarıldığı mahkemede 2. defa idama mahkum edildi. Sonraki 9 yıl sürekli temyize başvurarak idamı ertelemeyi başardı. Bunu öyle bir oyuna çevirmişti ki bazen idamda dakikalar kala temyiz başvurusunda bulunuyordu. Aynı zamanda savcılık makamıyla da sürekli irtibat kurmaya çalışıyordu. Bunu cezayı erteleyebilmek adına gerçekleştiriyor ve çözülememiş cinayetlere dair çeşitli bilgiler veriyordu. İnfaz edilmeden önce sabah saatlerine kadar yine bir erteleme koparabileceği kanısındaydı ama başaramadı.


24 Ocak 1989 yılında 41 yaşındayken 12-20 yaş aralığında onlarca genç kadını öldürdüğü için idamı gerçekleştirildi.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]