Full width home advertisement

İlginç Olaylar

Suç ve Suçlular

Adliye Haberleri

Post Page Advertisement [Top]



Ünlü seri katillerden olan Jeffrey Dahmer düzgün ve okumuş bir aileden geliyordu ve bu yapısıyla seri katillerden ayrılıyordu.


Adli Araştırma - Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) ünlü seri katillerinden biri olan Jeffrey Lionel Dahmer, nekrofili olan bir seri katildi. Eşcinsel olan Dahmer, genellikle kendisiyle birlikte olmayı kabul eden kişileri uyku ilacıyla uyutup öldürdükten sonra bir süre cesetlerini saklıyordu.


Dahmer'in babası kimya profesörüyken annesi de üniversite mezunudur ve her ikisi de çocuklarına düşkündü. Bu bağlamda Jeffrey'in seri katil olması aileden kaynaklı çocukluk travmalarından kaynaklanmıyor. Çocukluğunda oldukça meraklı olan Dahmer, henüz 4 yaşında babasının deneysel amaçlarla topladığı hayvan kemikleriyle ilgilenmeye başladı. 7-8 yaşına geldiğinde aşağılık psikolojisi geliştirdi ve aşırı utangaç davranmaya başladı. Babası bu durumun önüne geçebilmek adına yaşıtlarının katıldığı kurslara gitmesini sağladı. Çocukluğunda babasına karşı aşırı düşkün olduğu tahmin edilen Jeffrey, babasıyla birlikte koyun ve bitki yetiştirdi. Bu dönemlerde babasına yönelik sevgi içeren şiirler yazdı.


10 yaşına geldiğinde anne ve babasının evliliği sallantıya düştü. Bu dönemde hayvan ve doğayla ilgisini artıran Dahmer hayvanların içinin nasıl göründüğünü merak etmeye başladı. Doğada gezerken bulduğu böcekleri ve kadavraları toplayarak evlerinin arka bahçesinde gizli bir bölgede parçalamaya başladı. Babası bu dönemini "kötüye gidişin başlangıcı" olarak nitelendirdi.


Ergenliğe girmesiyle beraber ortaya çıkan cinsel güdüleri hayvanların içlerinin nasıl göründüğü merakıyla örtüştü. Eşcinsel olduğunu fark etmesiyle beraber bu durum cinsellik yaşadığı kişileri öldürüp parçalamak isteğiyle bütünleşti. Kendisinin beyanlarına göre 14-15 yaşlarına geldiğinde cinsellik ve şiddet takıntısından bir türlü sıyrılamadı. Birine bu fikirlerini açamadığı için içinde biriktirdi. Bu durum onun ölü bir adamın yanında yatma isteğine evrildi.


Jeffrey Dahmer'in lise dönemi

Kurduğu fantezileri kimseye açamaması, sürekli içinde tutması Dahmer'i daha çok travmatize etti. Bu durumu baskılamak için sürekli alkol tüketmeye başladı. Lisede okurken okula çok defa alkol tüketmiş olarak gitti. Okulda diğer öğrencilerle pek fazla temas kurmamasıyla, sürekli somurtup düşünür halde görünmesiyle tanınıyordu. Buna karşın arada zekice ve komik espriler yaptığı için komik biri olarak da görülüyordu. Ancak Dahmer hakkındaki genel kanı tuhaf hareketler sergileyen bir tipleme olduğu yönünde. Okul koridorlarında bağırarak kollarını sallamak ve tuhaf hareketler sergilemek gibi garip bir huyu bulunuyordu.


Arkadaşlarının Dahmer ile ilgili oldukça ilginç bir anısı da bulunuyor. Bunlardan biri başkent Washington DC'ye düzenledikleri gezi sırasında ne yapıp edip başkan yardımcısıyla görüşme sağlaması ve başkan yardımcısını sınıfıyla birlikte fotoğraf çekilmeye ikna etmesi.


Sınıfında ise Dahmer'in iyi giyinimli, saygılı ve özellikle öğretmenlere karşı kibar olmasıyla tanınıyor. Dersleriyle ilgilenmediği, ilgilendiği derslerden A aldığı da biliniyor. Yaşı ilerledikçe okulla bağlarını zayıflatmış, insanlardan iyice uzaklaştı. Yakın arkadaş diyebileceği hiçkimsesi olmayan Dahmer bu dönemde alkolik serseri olarak dilden dile dolaştı. Babası bu dönemle ilgili olarak insanlarla bağ kurmadığını, yaşamayı benimseyemediğini ve kurduğu hayalleri gerçekten ayırt edemediğini söylüyor.


Liseden mezun olur olmaz ilk cinayetini işledi

Lisede okurken anne ve babası boşandı. Anne küçük kardeşini alarak bir şehre, baba ise başka bir şehre taşınınca 18 yaşında olan Dahmer evde yalnız kalmaya başladı. Yalnız kalan Dahmer'in kendisini baskılaması için bir neden kalmamıştı. Arabasıyla giderken 18 yaşındaki Steven Hicks isimli bir otostopçuya denk geldi ve arabasına aldı. Evine davet ettiği Hicks kabul etti. Bir kaç saat oturmalarının ardından evden ayrılmak istedi. Dahmer sinirlenerek, Hicks'i boğarak öldürdü. İlk cinayetine dair çok sonra geri dönmek istediğini ancak dönmediğini, Hicks'i arabayı almasının ardından kabusların gerçeğe dönüştüğünü söyledi.


Hicks'i öldürmesinin ardından kendinden geçen Jeffrey heyecanlanarak kendinden geçti. Buna karşın cinayet işlediğinin bilincindeydi ve kanıtları yok etmek için büyük uğraşlar verdi. Parçaladığı cesedi arabasına yükleyip evden çıktı. Polis tarafından çevrilince anne babasının ayrıldığını ve kafasını toplamak için evden ayrıldığı yalanını söyledi. Polis gitmesine izin verince eve dönüp cesedi ufak parçalara ayırdı ve bahçedeki yaprakların arasına sakladı.


Orduya girdi ve atıldı 

Dahmer'in babası bu olaydan bir süre sonra yalnız yaşayan oğlunun yanına taşındı. Oğlunun kendisini toplaması için alkolikler toplantısına katılmaya, psikolojik danışmanlık almasına ikna etti. Babasının çabaları kısmen olsa da karşılığını vermişti. Dahmer toplanmaya başlamıştı. Ancak zihnindekilerden kurtulamıyordu ve ona göre alkol bu konuda yardımcı oluyordu.


İşe girmek istemeyen Dahmer babası tarafından üniversiteye gönderildi. Ancak sürekli alkol tüketen Dahmer okulla ilişkisini en düşük seviyede tutuyordu ve en sonunda eve döndü. Babası bu sefer Dahmer'e çeki düzen vereceğini düşündüğü orduya yazdırdı. Dahmer bu duruma itiraz etmeden askeriyeye katıldı. Aldığı temel eğitimin ardından askeri hastanede çalışmaya başladı. Bu durum için hayatında ilk defa yaptığı işi sevdiğini söyleyecekti. Üstelik aldığı fiziksel eğitimler nedeniyle vücudu da güçlenmiş, dışa yönelik daha istekli davranmaya başlamıştı. Askerlikle ilişkisi görev için gönderildiği Almanya'da alkolik olarak yaftalanmasıyla son buldu, askeriyeden atıldı.


Askeriyeden atılmasının ardından aykırı bir hayat yaşamaya başladı. Ailesiyle bağlarını iyice kopardı ve çeşitli basit işlerde çalıştı. Bir süre işsiz kalmasının ardından parası da bitince babasına telefon açıp para istedi. Babası ise ona sadece eve dönüş biletini gönderdi. Dahmeri havalimanında karşılayan babası daha sonra oğlunun yüzünde "sarhoşluk gülümsemesi" olduğunu söyleyecekti.


Babaannesinin yanında kaldı

Bir yıl boyunca babasının yardım etmeye çalıştığı Dahmer en sonunda babaannesinin yanına taşındı. Burada düzenli şekilde bir yıl boyunca kiliseye gidip geldi. Bu süre boyunca cinayet işleme ile ilgili şeyler düşünmemek için büyük çaba sarfetti. Eşcinsel olduğu inancıyla çelişmeye başlayınca inançlarına karşı savaş açtı. 3 yıl boyunca çeşitli fabrikalarda çalıştı.


Kütüphaneye gittiği bir gün bir adam eline bir not tutuşturdu. Notta cinsel ilişki teklifi yazılıydı. Dahmer bunu reddetti ancak bu kendisi için bir kopuş noktası olmuştu. Arzularını dindirmesi gerektiğini düşünüyordu, bunun için itaatkar biri arayışındaydı. Bu arayışına karşılık bulduğu bir cansız mankeni babaannesinin evine götürdü. Kısa bir süre sonra yaşlı kadın tarafından bulunan mankenin yolu çöp oldu.


Seri cinayetlerine başladı

Dahmer bastırdığı arzusunu bir şekilde bastırmayı başarmış olsa da eninde sonunda tekrar yenik düştü. Gay club veya erotik shoplarda denk geldiği kişileri bir şekilde ağına düşürmeye başladı. İlk başlarda motel odasına götürdüğü partnerlerinin içkilerine uyku hapı atarak kalp atışlarını ve midelerinden gelen sesleri dinleyerek kendisini dizginledi. Bu durum partnerlerinden biri fenalaşıp hastaneye kaldırılana kadar devam etti. Bu olaydan sonra söz konusu kulübe bir daha adım atmadı. Tip olarak seri katil olabileceğine ihtimal verilmeyecek bir adamdı. Gittiği kulüpte de herkesin sevdiği bir isim olmayı başarmıştı.


Kendini dizginleyemeyeceğini düşünmeye başladığı anlarda 1987 yılında 25 yaşındaki Steve Tommey ile karşılaştı. Dahmer, Tommey'e verdiği içkiye uyku hapı atarak yine aynı taktiği uyguladı. Ancak sabah uyandığında Tommey'i döverek öldürdüğünü fark etti. Bunu hatırlamıyor olsa da yaptığının farkındaydı. Panik yapmadan cesedi valize koyup taksiyle babaannesinin evine götürdü. Burada cesedi yok etmek için uğraş verdi.


Cinsel hazzı aldığı sapkın yöntem ikinci cinayetiyle birlikte tekrar alevlendi. Tommey'i 14 yaşındaki siyahi James Dockstader, 2 ay sonra 21 Yaşındaki Richard Guirerro takip etti. Cesetleri saklamak veya yok etmekle yetinmiyordu, bazı parçalarını saklamaya başlamıştı. Guirerro'yu öldürmesinin ardından bodrumdan gelen kötü kokular nedeniyle babaannesi Dahmer'den evini terk etmesini istedi. Evden taşınmasının ardından kendisine yeni bir ev buldu ve cinayetlerinin arasındaki farkı azaltarak öldürmeye başladı. Yakalanışının ardından kurbanlarını boğarak öldürmesinin nedeni olarak "insancıl" olması nedenini öne sürecekti.


Hedefine koyduğu 13 yaşındaki bir çocuğun son anda evden kaçmasının ardından çocuk tacizi suçlamasıyla hapse girdi. Fakat uzun süre içeride kalmadı, dışarı çıkar çıkmaz 26 yaşındaki Anthony Sears'ı aynı şekilde öldürdü. Dahmer artık daha rahat şekilde cinayet işliyordu ve kurbanlarından aldığı çeşitli parçaları hatıra olarak mumyalayıp kavanozda çeşitli koruyucu sıvılar içerisinde tutuyordu. Hatta son kurbanı Sears'tan aldığı bazı parçaları kavanoz içerisinde çalıştığı fabrikadaki dolabına koymuştu.


Kurbanlarının büyük kısmını siyahi kurbanlar oluşturuyordu. Tutuklanmasının ardından kendisine yöneltilen seçimlerinde "ırkçılık" olup olmadığı sorusuna "sadece yakışıklı olanları seçerim" minvalinde bir cevap vermişti.


14 yaşındaki siyahi Konrak Sinthasimphone'u kandırarak evine götürdü. İlaçla uyuttuğu çocuk bir şekilde çabalayarak kaçmayı başardı. Dahmer'in bir komşusu çıplak çocuk gördüğü ihbarında bulunsa da olay yerine gelen polis Dahmer'in çocuğun 18 yaşında olduğu ve gay sevgilisi olduğu, sarhoş olduğu için sapıtıp kaçtığı yalanına inandı. Çocuk daha sonra hayatını kaybetti.


Zombi yaratmaya çalıştı

Uzmanların patolojik yalnız olarak değerlendirdiği Dahmer sakladığı cesetler evine sığmayınca başka yöntem arayışına girdi. Aradığı cevabı kurbanlarının almadığı parçalarını asit bidonunda eritmek ve yamyamlık yapacağı parçaları pişirmekte buldu. Komşuları evden yükselen kokulardan dolayı rahatsız olmaya başlamıştı.


Öldürdüğü insanların kendisini terk etmesine karşı çıkıyordu. Psikolojik olarak sorunlu olan Dahmer'in bu halini mahkemede "yaptıklarının gittikçe sapkınlaştığını ve içgüdülerini tatmin etmenin zorlaştığını" söyleyecekti. Bu yüzden kurbanlarından birinin cesedi üzerinde çeşitli amaçsız çalışmalarda bulundu. Dahmer'e göre canlı ve itaatkar bir partner bulmanın yolu bu çalışmalarda yatıyordu. Cesedin kafatasına delik açıp, deliklerden asit doldurarak cesetleri canlandırabilirdi. Ona göre bunu yaptığı cesetler çürümeyecek ve hayata dönecekti.


Cinayet işledikçe diğer seri katillerde olduğu gibi vicdan azabı çekmemeye başlamıştı. Hatta babası ve babaannesine göre durumu iyiye gidiyordu ve oldukça iyi durumdaydı. Oldukça sakin ve düzenli davranıyordu. Babası, işlediği cinayetler ortaya çıktıktan sonra Dahmer'in bu kadar iyi saklanabilmesinin "ibretlik" olduğunu açıklayacaktı.


Yakalanışı ve ölüşü

Bir gün kaçırdığı Tracy Edwards isimli siyahi bir çocuk Dahmer'in elinden kurtulmayı başardı. Bir eli kelepçeli halde evden kaçıp polise sığınan çocuğun verdiği ifade sayesinde Dahmer'in evi basıldı ve çektiği fotoğraflar, sakladığı kurbanlarına ait parçalar bulundu. Kurbanlarından bazılarının kafatasları Dahmer'in dolabındaydı ve çok sayıda vücut parçası fotoğraflanmıştı. İronik olarak Dahmer'i yakalatan Tracy Edwards 2011 yılında evsiz bir adamı köprüden atarak öldürmek suçundan cezaevine girdi. 


Yakalanan Jeffrey Lionel Dahmer ilk başta sessizce yürüdü, ardından bebek ağlamasına benzer sesler çıkardı. Alkol yüzünden yakalandığını bağırdı, ağladı, intihar etmeye kalkıştı ve en sonunda sakinleşip gülümsemeye çalışarak ne yaptığını bilmediklerini ima etti.


Dahmer'in işlediği ve kabul ettiği 17 cinayeti ayrıntılarıyla anlatması 6 hafta boyunca sürdü ve toplamda 159 sayfa tuttu. Mahkemede akıl hastası olduğu saptanırsa akıl hastanesine gidecek, aksi halinde ömür boyu hapis cezası alacaktı. 13 yılda 17 cinayet işleyen Dahmer mahkemede oldukça sakinliğini korudu. Sağlıklı olmadığının farkındaydı ama kendisine akıl hastası tanısı konulmasını kabul edemiyordu. Duruşma esnasında kurbanlarının sinirli ve üzgün yakınlarını tek tek ve ağzını açmadan dinledi. Ölenleri geri getirmek için hayatını verebileceğini de söyledi ancak böyle bir şey mümkün değildi. Duruşma sonunda mahkeme heyeti de Dahmer'in akıl hastası olmadığı yönünde kanaat getirdi, 937 yıl hapis cezası verdi.


Cezaevinde tanrıyla yakınlaştı. Tekrar vaftiz oldu. Hapishane kilisesine gidip gelmeye başladı ancak suçları konusunda bir kafa karışıklığı yaşıyordu. Tüm yaptıklarının tanrıdan gelip gelmediğini, geliyorsa tanrıya ihtiyaç olup olmadığını sorguluyordu. Genellikle yaptıklarından şeytanı sorumlu tutma eğilimi gösteriyordu. Normal bir insan olmak için mücadele etse de bastırdığı duyguların gün yüzüne çıkmak isteyeceğinin farkındaydı.


1994 yılına gelindiğinde hapishane kilisesinde bıçaklı saldırıya uğradı. Bu saldırıda yaralansa da kurtulmayı başardı. Ancak bu olaydan bir kaç ay sonra dindar bir mahkum tarafından uğradığı saldırıda hayatını kaybetti. İsteği üzerine cesedi yakıldı ve tozları savruldu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]